"Hürriyet Planet"

Sünnet


Sünnet çocukluk çağında en sık gerçekleştirilen cerrahi işlemlerden biridir. Aynı zamanda, belki de bu nedenle toplum içerisinde çok konuşulan, hemen herkesin farklı bilgilere sahip olduğu bir konudur. Hangi yaşta sünnet yapılmasının doğru olduğu, hangi yöntemin kullanılacağı, kim tarafından yapılması gerektiği ve ne tür bir anestezi uygulanmasının doğru olacağı konusunda tam bir bilgi karmaşasının bulunduğu da ayrı bir gerçektir.


Herşeyden önce, sünnetin cerrahi bir işlem olduğu bilinmelidir. Bu nedenle, kesinlikle cerrahi ilke ve kurallara uyularak yapılmalıdır. Sünnet işleminin gerçekleştirileceği ortamda steril koşulların uygulanması, kullanılacak aygıtların steril ve uygun özellikte olması, çocuğun yaşına en uygun olan anestezi yönteminin uygulanması gerek cerrahi işlemin başarısı, gerekse sonrasında ortaya çıkabilecek komplikasyonların engellenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Sünnet konusunda anne ve babaların kafalarını en çok karıştıran konuların başında "yaş" konusu gelmektedir. Sünnet ne zaman yapılmalıdır? Bu konuya doğrudan verilecek yanıt şudur: Sünnet her yaşta yapılabilir. Kişisel düşüncem, eğer bebeğin bir sorunu yoksa doğumdan sonraki ilk birkaç günün en uygun zaman olduğudur. Ancak, bu dönemde yapılacak olan sünnet mutlaka deneyimli bir hekim, bir Çocuk Cerrahı tarafından yapılmalıdır. Çocuk üzerinde olumsuz etki yaratacak olan olay, sünnetin kendisinden çok uygulama şeklidir. Bu nedenle, eğer çocuk iletişim kurulacak yaştaysa, yapılacak işlem kendisine mutlaka ayrıntılı olarak anlatılmalıdır. Hiçbir şekilde yalan ya da yanlış şeyler söylenmemelidir. Geçmişte sünnetin, koltuğunun altına çantasını alarak sokak sokak gezen sünnetçiler tarafından yapıldığı anımsanacak olursa, çocuklarda oluşabilecek korku daha kolay anlaşılabilir. Hiçbir şekilde çocuğa kızarak ya da onu korkutarak bir işlem yapılmamalıdır. Çocuk mutlaka yapılacak işleme ikna edilmelidir. İleri yaşlarda ortaya çıkan hastane ve hekim korkusunun ana nedeninin çocuğa açıklanmadan yapılan işlemler olduğu bilinmelidir.

Sünnet için uygulanan farklı cerrahi yöntemler vardır. Cerrahideki temel altın kural, en iyi yöntemin cerrahın en çok kullandığı yöntem olduğudur! Ancak, sünnet işlemini gerçekleştirecek hekimin penis ve sünnet derisi anormalliklerinde farklı yöntemleri uygulayacak donanım ve deneyime  sahip olması gereklidir. Özellikle idrar deliğinin yerinde olmadığı durumlarda (hipospadyas-peygamber sünnetli), çocuğun sünnet olmaması gerektiği bilinmelidir. Bunun dışında sünnet derisinin kısa olduğu, eksik olduğu ya da penisin gömük olduğu durumlarda farklı cerrahi yöntemlerin uygulanması gereklidir. Bu nedenle, sünnet öncesinde çocuğun ayrıntılı olarak fiziksel incelemesinin yapılması büyük önem taşımaktadır. Sünnet sonrasında en sık görülebilecek komplikasyonlardan biri kanamadır. Cerrahi işlem sırasında kanamayı durduracak önlemler alınmalıdır. Hastada kanamaya eğilimli bir durum (hemofili gibi bazı kanama hastalıkları) olup olmadığını anlamak amacıyla sünnet öncesinde bazı kan incelemeleri yapılmalıdır.

Sünnet işlemi doğla olarak ağrılıdır. Bu nedenle anestezi ve analjezi uygulanması gerekir. Başlıca üç tip anestezi uygulaması söz konusudur: 1) Genel anestezi, 2) lokal anestezi, 3) sedasyon altında lokal anestezi. Genel anestezide herhangi bir ameliyatta uygulandığı şekilde anestezi uygulanır. Ya damar yolu ile ilaç ya da maske ile gaz verilerek çocuklar uyutulur. Bu yöntemin olumlu tarafı çocuğun hiçbir şey hissetmemesi, olumsuz tarafı ise anestezi almış olması ve hastanede belli bir süre kalmasının gerekmesidir. Lokal anestezide, sadece belli bir bölge uyuşturulur. Bunun için penisin kenarlarından iğne ile lokal anestetik madde uygulanır. Bu yöntemin olumlu tarafı çocuğun işlem sonrasında hemen gidebilmesi, olumsuz tarafı ise yapılacak her işlemi görmesi ve duymasıdır. Hazırlıklı olmayan çocuklar lokal anestezi ile sünnet yapılırken korkup heyecanlanabilir. Bu durumda ellerinin ve ayaklarının tutulması korku ve heyecanın daha da artmasına neden olabilir. Üçüncü yöntemde ise, sedasyon ile çocuğun bilinci ortadan kalkar, genel anestezi de olduğu gibi uyumaz. Birlikte lokal anestezi de yapıldığında, aynen genel anestezide olduğu gibi sünnet sırasında birşey hissetmez ve sonrasında da anımsamaz. Bu çocuklar kısa bir süre hastanede tutulduktan sonra gönderilirler. Günümüzde üçüncü yöntem giderek artan sıklıkta tercih edilmektedir.


Sünnet sonrası görülebilecek komplikasyonlar şunlardır: Kanama, enfeksiyon, yapışıklık, yetersiz sünnet ya da sünnet derisinin fazla çıkarılması. Sünnet kanama olasılığı yüksek olan cerrahi bir işlemdir. Bu nedenle sünnet işlemi sırasında kanama olmaması için tüm önlemler alınmalıdır. Ameliyathanede yapılan işlemler sırasında kanamalar düşük frekansta çalışan bipolar koter aygıtları ile durdurulur. Bu aygıtlar halk arasında yanlış bir şekilde lazer olarak tanımlanırlar. Oysa ki, koterin lazer ile hiçbir benzerliği yoktur. Ayrıca, lazer sünnet işleminde kullanılmayacak kadar pahalı bir yöntemdir. Sünnetin ameliyathane koşullarında yapılması kanama ve enfeksiyon olasılığını en aza indirir. 

Kimi zaman penis, çevresinde bulunan yağ dokusu içine gömük olabilir. Bu durum iyi gelişmiş ve kilolu çocuklarda daha sık görülür. Bu çocuklarda sünnet sonrasında penis yağ dokusu içine girip dışardan görünmeyebilir. Yanlardan bastırıldığında ise kolaylıkla dışarı doğru çıkar. Sünnet sonrası erken dönemde bu işlemin sık aralıklarla yapılması gereklidir. Yoksa, içeri doğru gömülen penisin uç kısmı etrafında, sünnet yapılırken konulan dikişler büzüşür ve yapışıklık ortaya çıkabilir. Bu durumda yapışıklığın cerrahi yöntemle açılması gerekebilir. 

Sünnet derisinin az çıkarılması durumunda sünnet derisi penisin uç kısmını kapatan bir görünüme sahiptir. Yukarıda anlatıla ve kilolu çocuklarda ortaya çıkan durum da sünnet derisi az çıkarılan çocukların görünümüne benzer. Ancak ikisi arasında çok önemli bir fark vardır: Penis kenarlarından bastırıldığında yetersiz sünnet yapılan çocuklarda penis gövdesi ve uç kısmı sünnetli bir çocukta olduğu şekilde tam olarak ortaya çıkar. Sünnet derisi az çıkarılan hastalarda ise penisin uç kısmı ya yarım olarak görülür ya da hiç görülmez. Bu durumda hastaya yeniden sünnet yapmak gerekebilir. İlk durumda ise, kesinlikle yeniden sünnet yapılmamalıdır. Eğer yapılacak olursa, aynen sünnet derisi fazla çıkarılan çocuklarda olduğu gibi ileride deri eksikliğine bağlı ciddi dikleşme (ereksiyon) sorunu ile karşılacaktır.  

Sünnet sonrasında kesi yerinden beyaz renkli akıntı olması enfeksiyon olduğu anlamına gelmez. Bu akıntı, kesilen deri kenarında bulunan lenf damarlarından olan sızıntıdır. Bu sızıntı eğer deri üzerinde kalacak olursa kurur ve kabuk şeklinde kalır. Bu nedenle, sünnet sonrası yara üzerine yumuşatıcı kremlerin sürülmesi ve sık aralıklarla banyo yapılması gerekir. Sünnet sonrasında antibiyotik ya da antibiyotikli pomad kullanılmasına gerek yoktur. 

Tüm bu istenmeyen sorunlarla karşılaşmamak için sünnetin deneyimli hekimler tarafından yapılmalıdır. Çocuk Cerrahisi, çocukların cerrahi hastalıklarının tedavileri ile ilgilenen bir bölümdür. Kural olarak, çocuklar ile ilgili cerrahi tedavilerin işi sadece çocuk olan hekimler tarafından yapılmalıdır. Bu nedenle, sünnetin de bir Çocuk Cerrahı tarafından yapılması en doğru yaklaşımdır.


(“Çocuklarda sünnet” ile ilgili ayrıntılı bilgi için tıklayınız)

Sorularınız için e-posta gönderebilir ya da aşağıdaki “yorum” kısmına konuyu yazabilirsiniz.


Sağlıklı günler dileklerimle,

Doç. Dr. İrfan Serdar ARDA
Çocuk Cerrahisi Uzmanı

@drserdararda


1 yorum:

  1. Oğlumuzun sünnetinden sonra delik ucunda kapanma yapmaya başladı sebebi ne olabilir

    YanıtlaSil